|
Ümüt DEMİR tarafından yazıldı.
|
|
Pazar, 02 Kasım 2008 21:30 |
|
Afrika’nın uçsuz bucaksız topraklarında ilkbahar yağışlarıyla oluşup, yaz sıcağında yok olan “geçici” göller vardır. İşte bu gollerin oluşumuna tanık olan yerlilerin bir sözü : ” Gölde sular yükselince balıklar karıncaları yer, sular çekilince de karıncalar balıkları” Yani üstünlük buğun karıncadaysa yarın balığa geçebiliyor; ya da tam tersi… Karınca ya da balık olmanın sağladığı üstünlüğe sevinmek kendimizi kandırmaktan öte bir anlam taşımıyor, çünkü kimin kimi yiyeceğini gerçekte “suyun hareketi” belirliyor. |
|
Son Güncelleme: Pazar, 02 Kasım 2008 21:31 |
|
Çocukların Yaş Özellikleri |
|
|
|
|
BESTAMİ ERKOÇ tarafından yazıldı.
|
|
Çarşamba, 15 Ekim 2008 11:01 |
|
7 YAŞ ÇOCUKLARININ GENEL ÖZELLİKLERİ NELERDİR? Hayal kurmakta yeteneklidirler. Hızlı düşünürler. Enerjiktirler. Görev verdiğinizde ve bu görevi tanımladığınızda hemen anlar, dikkatini vermeye çalışır ve görevini bitirmek isterler. Renkleri tanır, zıt olan kavramları bilir. Yaptığı işin sonunda övgü dolu sözler duyarsa o davranışı daha sık yapar. |
|
Son Güncelleme: Perşembe, 16 Ekim 2008 23:43 |
|
Devamını oku...
|
|
BESTAMİ ERKOÇ tarafından yazıldı.
|
|
Çarşamba, 15 Ekim 2008 10:19 |
|
Oyun zamanlarımız vardı önce akşam ezanıyla biten oyun saatleri. Çamurdan yapılan pastalar gazoz kapaklarıyla süslenir yanda oynayan komşu çocuklara ikram edilirdi. Plastik topla takım kurmaya çalışan çocuklar görünürdü diğer yanda. Sevgiyi, vefayı, yardımlaşmayı, arkadaşlığı, dostluğu kısacası hayatı sokaktan ve arkadaşlıktan öğrenen çocuklar, şimdi evlerindeki Hazır hayaller ve tepkiler sunan oyun kutularının karşısında, sağlıksız ve yalnız bir şekilde büyüyor. |
|
Son Güncelleme: Perşembe, 16 Ekim 2008 23:41 |
|
Devamını oku...
|
|
BESTAMİ ERKOÇ tarafından yazıldı.
|
|
Çarşamba, 15 Ekim 2008 10:14 |
|
Çocukluğunuza dönüp baktığınızda neler hatırlıyorsunuz? Bazen annem-babam bana böyle bir şey yapmadı, diyerek geriye, çocukluğunuza hüzünle baktığınız olur mu?
Siz de gelecekte evlatlarınız tarafından böyle hatırlanmak istemiyorsanız; ibretli kıssalar anlatın, gerekli Kur’an eğitimlerini ve dinî-ahlâkî bilgileri zamanında onlara kazandırın, ilâhiler söyleyin; öğrenin, öğretin ve örnek olun ve mutlaka onlarla oynayın.
|
|
Son Güncelleme: Perşembe, 16 Ekim 2008 23:39 |
|
Devamını oku...
|
|
Hülya Duygu tarafından yazıldı.
|
|
Pazartesi, 18 Ağustos 2008 21:41 |
|
MALZEMELER: 1 Adet lekesiz gönül 1 Adet açık yürek500 gr. Güler yüz250 gr. tatlı dil100 gr. hürmet1 çorba kaşığı sevgi 1 çay kaşığı hoşgörü 1 su bardağı iyiniyet1 tutam samimiyet 1 ölçek dürüstlükgöz kararı saygı |
|
Son Güncelleme: Pazartesi, 22 Eylül 2008 11:44 |
|
Devamını oku...
|
|
hülya duygu tarafından yazıldı.
|
|
Pazartesi, 18 Ağustos 2008 21:36 |
|
HAREKET YERİ: dünya VARIŞ YERİ: ahiret müracat için kimlik kartınızda aşagıdaki bilgiler bulunmalıdır: isim:ademoglu cinsiyeti:toprak adresi:dünya |
|
Son Güncelleme: Pazartesi, 22 Eylül 2008 11:44 |
|
Devamını oku...
|
|
BESTAMİ ERKOÇ tarafından yazıldı.
|
|
Cuma, 15 Ağustos 2008 16:48 |
|
Geçmiş dönemlerde Osmanlı padişahlarından biri, denetlemek üzere küçük çocukların eğitimiyle ilgilenen medreselerden birine uğrar. Medresenin müderrisi ile konuşurken bir yandan da gözüyle etrafı süzmektedir. Bu esnada padişahın dikkatini, medresede tahsil gören çocuklardan biri çeker. Çocuk, hal ve hareketiyle cin gibi bir çocuğa benzemektedir. Bunun üzerine padişah çocuğu yanına çağırır ve:“Oğlum, sen bu sınıfın kaçıncısısın?” der. Çocuk:“Bunu söylemek bana düşmez padişahım. Hocam cevap versin.” diye padişaha karşılıkta bulunur. Padişah, hocasına sorduğunda, çocuğun sınıfında birinci olduğunu öğrenir. Bunun üzerine:“Aferin oğlum sana” diyerek, çocuğa bir altın hediye eder. Ama çocuk altını almak istemez. Sebebini sorduğunda, padişaha: “Akşam eve döndüğümde annem babam bu altını nereden bulduğumu sorarlarsa ne cevap veririm?” der. Padişah:“Benim verdiğimi söylersin” der. Çocuk: “Padişahım” der, “İnanmazlar. ‘Padişah verseydi böyle az vermezdi. Bir kese verirdi’ derler.” Padişah güler ve: “Sen gerçekten çok zeki bir çocukmuşsun” diyerek, hediye edeceği altın miktarını bir keseye çıkar |
|
Son Güncelleme: Cumartesi, 23 Ağustos 2008 10:52 |
|
Bir Saatte Ne Kadar Para Kazanıyorsun |
|
|
|
|
Ümüt DEMİR tarafından yazıldı.
|
|
Cuma, 18 Temmuz 2008 19:00 |
Adam yorgun argın eve döndüğünde 5 yaşındaki çocuğunu kapının önünde beklerken buldu. Çocuk babasına, `Baba bir saatte ne kadar para kazanıyorsun` diye sordu... Zaten yorgun gelen adam, `Bu senin işin değil` diye cevap verdi. Bunun üzerine çocuk `Babacım lütfen, bilmek istiyorum` diye üsteledi. Adam `İllâ da bilmek
|
|
Son Güncelleme: Cuma, 18 Temmuz 2008 19:08 |
|
Devamını oku...
|
|
|
Ümüt DEMİR tarafından yazıldı.
|
|
Cuma, 18 Temmuz 2008 18:52 |
Bir gün New-York a bir grup is arkadaşı, yemek molasında dışarıya çıkar.Gruptan biri, Kızılderilidir. Yolda yürürken insan kalabalığı,siren sesleri, yoldaki iş makinelerinin çıkardığı gürültü ve korna sesleri arasında ilerlerken, Kızılderili, kulağına çırçır böceği |
|
Devamını oku...
|
|
talha murat tarafından yazıldı.
|
|
Perşembe, 03 Temmuz 2008 14:31 |
|
4 tane üniversite öğrencisi, uyanamadıkları için matematik finaline geç kalırlar ve okula gidince hocaya arabalarının lastiğinin patladığını söylerler. Hoca önce inanmaz, ama öğrencilerinin yalvarmalarına dayanamayarak, onları 3 gün sonra sınav yapacağını söyler. Sınav günü gelince hoca, 4 öğrencinin hepsini boş bir salonun ayrı ayrı köşelerine oturtur. Sınav geçme sistemi şöyledir: 100 üzerinden 50 puan alan herkes sınavı geçebilir. Hocanın hazırladığı sınavda ise ön sayfada 10'ar puanlık 4 tane basit matematik sorusu vardır. Bunları kolayca çözerler. Arka sayfada ise 60 puanlık 1 soru vardır: "Hangi lastik patladı?" |
|
Son Güncelleme: Perşembe, 03 Temmuz 2008 15:05 |
|
Selçuk ÖZTÜRK tarafından yazıldı.
|
|
Salı, 01 Temmuz 2008 14:32 |
İspanyol futbol takımı Deportivo La Coruna takımının “Türkler” lakabı almasının ve taraftarlarının maçlara Türk Bayraklarıyla katılmalarının sebebinin Barbaros Hayreddin Paşa'ya uzandığını biliyor muydunuz?Barboros Hayreddin Paşa Akdeniz’e hükmettiği sıralarda Avrupa'nın yarısına sahip, dünyanın en büyük hristiyan devleti olan İspanya'yı yaptığı baskın ve savaşlarla sarsmakta, binlerce İspanyol'u esir almakta ve İspanyol işkenceleriyle öldürülen Endülüslüler'in binlercesini de katliamlardan kurtararak gemileriyle Mağrip'e taşımaktaydı.
|
|
Son Güncelleme: Salı, 01 Temmuz 2008 22:13 |
|
Devamını oku...
|
|
Yolunacak Kaz (Guzel Bir Ince Espiri) |
|
|
|
|
Selçuk ÖZTÜRK tarafından yazıldı.
|
|
Salı, 01 Temmuz 2008 13:59 |
|
Çok soğuk bir kış günü padişah, tebdil-i kıyafet gezmeye karar vermiş. Yanına başvezirini alıp yola çıkmış. Bir dere kenarında çalışan yaşlı bir adam görmüşler. Adam elindeki derileri suya sokup, döverek tabaklıyormuş. Padişah, ihtiyarı selamlamış: "Selamunaleykum ey pir'i fani..." "Aleykumselam ey serdar'i cihan..."
|
|
Son Güncelleme: Salı, 01 Temmuz 2008 21:58 |
|
Devamını oku...
|
|
Talha MURAT tarafından yazıldı.
|
|
Cumartesi, 21 Haziran 2008 09:00 |
|
İstanbul'un fethinin ilk yıllarında vatana ihanet sucundan asılan Rus ajanı, Fener Rum Patriği Alexsander George'nin Rus carına yazdığı mektup; Efendim osmanlıyı harp meydanlarında topla tüfekle yenmek, imkansızdır. Çünki Türklerin kaderlerine rıza göstermesi ve komutanlarına büyük bir itaat duygusu vardır. Bizim yapmamız gereken türklere amacımızı belli etmeyerek ve kültür bağlarını kopararak bu tahribata başlamak olacak. İşte o zaman türklerin zafere giden yollarını kapatmış olur ve amacımıza ulaşırız. |
|
Son Güncelleme: Cumartesi, 21 Haziran 2008 19:45 |
|